Ev Aksesuar Modelleri 2017

Estetik değerler üzerine kurulu şiirsel tasarı™ diliyle tanınan ünlü italyan tasarımcı MarioTrimarchi ile Milano’da 100 yıllık eski bir yapıda yer alan ofisinde air araya geldik.

Mario Trimarchi, kendini ‘El çizimi kuşağı’nın bireyi; olarak tanımlayan, yaptığı tasarımın zamansız olmasını arzulayan, estetik değerler üzerine kurulu şiirsel bir tasarım diline sahip başanlı bir tasarımcı. Mario’nun eneıjisi yüksek tasarım stüdyosu, Milano’nun en güzel bölgelerinden biri olan Conciliazione’de, eski ve şaşaalı bir apartmanda yer alıyor. Uzun süredir çok sevdiğim, sonunda daha fazla dayanamayıp satın aldığım Alessi için yaptığı ‘Ossidiana Mokapot’un tasarımcısıyla gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; Mario’nun tasarım anlayışı; Alessi ve VitrA’yla yaptığı yeni projesi ve Milano Tasarım Haftası üzerine konuştuk.

Sicilya’dan Milano’ya, üründen pınar serüvenin önemli olaylarını bizimle paylaşır mısınız?

Önemli olaylarımın ilki, Sicilya’dan Milano’ya Domus Akademi için gelmekti. Burada eğitimimi önemli ölçüde etkileyen Andrea Branzi, Ettore Sottsass, Mario Bellini gibi isimlerle çalışma fırsatı yakaladım. Daha sonra Branzi, asistanı olarak kalmamı teklif etti ve ardından burada tasarım programının direktörü oldum. ilkin tasarım yönetimi dersini başlattık. Tasarım ofislerinin dünyaya açılmaya başladığı dönemde, Milano’da pek çok olay oluyor ve dünyanın pek çok yerinden insanlar tasarım için bu parıltılı, eneıjisi yüksek kente gelmek istiyordu. işte bu nedenle Milano’ya gelmek benim için önemliydi. Kariyerim için bir diğer önemli olay ise, Olivetti’de Michele de Lucchi ile birlikte kişisel bilgisayar, bankamatik ve elektronik cihaz tasarımı için çalışmaya çağrıldığım zamandı. Michele de Lucchi’den çok etkilendim, o dönem başlayan ve hala devam eden iyi bir ilişkimiz var.

Onunla mimarlıktan iletişim tasarımına çok farklı ölçeklerde çalıştık. Bu tecrübe sayesinde lasanmın; etrafımızda yer alan farklı ölçekteki şeyleri kapsayan bir kelime olduğunu fark ettim. Oçüncü önemli anım ise, 1999’da marka ve kurumsal kimlik sistemleri tasarımı alanında yoğunlaştığım Fragite tasarım stüdyomu açmak oldu. Italyan Posta Kurumu gibi büyük kuramlarla çalıştık. Mimari ve iç mimari projeler, Fabbrica için sergi tasarımı gibi projelerimiz oldu. Çok üretken bir dönemdi. Şimdi ise, her zaman bir yandan yapmış olduğum ürün tasarımı faaliyetlerimi yeniden canlandırdığım yeni bir önemli dönemecimdeyim. ilgilendiğim alanda kendimi geliştirmek için çok az firmayla, çoğunlukla Alessi’yle çalışıyorum. Bu benim için önemli bir olay çünkü, ye niden çok fazla çizim yapmaya başladım. Çizim yapmayı çok seviyorum, hayatımı sadece çizim yaparak geçirebilirim.

Ürün tasarımından ziyade maıha tasarımı çalışmalarınızla biliniyorsunuz Alessi’nin ambalaj tasarımlan, italyan Posta Kunımu’nun logo \e kimlik, Coop Italia için iç mimari ve iletişim tasarımı çalışmalarınız ve daha niceleri var Bu tür projelerdeki tasarım sürecinizde belli bir çalışma yönteminiz var mı?

Hayır, çünkü yönteme inanmıyorum. Tasarımcılann sürekli olarak düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Günde 20 saat düşünürsem beynimin bir kısmı buna alışır ve rüyamda bile düşünmeye devam eder, sonunda doğru fikir aklıma gelir. Kurumsal kimlik tasarımı yaparken homojen bir dünyada olduğumuzun farkındayız. Pek çok firma aynı ürünü satıyor, aynı hizmeti veriyor; aynı fiyatlar, aynı ofisler… Firmaların farklılıklanndan yola çıkarak bir sepet, ambalaj ve logo tasarlamalıyız. Amacımız her ölçekte aynı: Firma ve müşterileri arasında benzeri olmayan bir iletişim yaratmak… Bu benimsediğimiz yaklaşım sayesinde tek tek harfleri okuduğumuz bir logo değil; tek bir bakışta, rengiyle, şekliyle, işaretleriyle kendini fark ettiren logo tasarlıyoruz. Banal ve standart olmayan, fark yaratan işler üretmemiz gerekiyor. Bu bakış açısını kurumsal kimlik sistemi, mimari proje, iç mimari proje, küçük bir ürün tasarlarken de her daim koruyoruz.

Benim için hepsi aynı. En keyif aldığım şey, gerçekten firmayla paralel ilerlediğimiz ve geniş bir yelpazede farklı projeler gerçekleştirdiğimiz zaman oluyor. Bu nedenle şu an Alessi’yle çalışmayı çok seviyorum. Çünkü bir yandan ürün tasarımı yaparken, bir yandan ambalaj tasarımıyla ve enstalasyontarla firmanın insanlarla kurduğu iletişim yolunu tanımlıyoruz.

Söylediğiniz gibi, Alessi’nin sıklıkla çalıştığı bir tasarımcısınız Cood Design ödüllü ‘Scirocco’, bakır ve gümüş tatlı kalıplan, kişisel favorim olan ‘Ossidiana’ mokapot… Uzun bir sûredir Alessi için harika şeyler tasarlıyorsunuz Bunu yaparken ev ve mutfak eşyalan trendlerini takip ediyor muşunu??

Trendleri gerçekten bilmiyorum, çünkü bir ürün tasarlarken amacım uzun ömürlü olması. Bu tabii ki kişisel bir hırs değil, sadece ürünlerim için arzuladığım bir şey. Alessi için mokapot yapmak büyük bir onur ama aynı zamanda bir sorumluluk da gerektiriyor. Çünkü aynı mağazada senin ürününün yanında Richard Sapper, Aldo Rossi ve Alessandro Mendini’nin mokapotları da yer alıyor. Kendi ürününü, ta riyle nasıl konuşturabilirsin? ‘Ossidiana’yı tasarlarken firma kaç adet satar, ne kadar başarılı olur diye düşünmedim. Tek takıntım tasarım ve heykeltraşlığı birleştirmekti. Amacım mokapota hacim katmaktansa, nasıl gerçekten bir ağacın daimi alıp onun parçalarını görebilirim sorusuna yanıt bulmaktı. Aynı bir heykeltıraşın mermeri alıp onu işlemesi gibi. En baştan öngöreme yeceğim bir şey. O yüzden hiçbir trendi, piyasadan gelen isteği, kullanıcı ihtiyacını bilmeden, mağazalara gidip ne eksikmiş diye araştırmadan tasarım yapmak gerekiyor. Bunlan bilerek tasarlamak kesinlikle sonunda meyve vermeyen bir egzersiz ve eminim ki sonunda zaten var olan veya benzeri bulunan bir ürün ortaya çıkar. Bu, değeri olmayan bir tasarımdır.

Çok güzel bir tasarım stüdyonuz var. Gün ışığının her yere eşit dağılması en göze çarpan detaylardan. Ofis ortamınızda sizin için neler önemli?

Stüdyonun tasarımı, eşim Frida Doveil’e ait. Frida çok ince zevkleri olan bir iç mimar. Evet, ışık en temel kaygısıydı. Diğer kaygısıysa, bu 100 yıllık binada yer alan ofisimizdeki eski yaşanmışlıkları korumak ve böylece mekanın zenginliğini yansıtmaktı. Mekanda esneklik yaratabilmek için ofislere açılan kapılara çok önem verdi. Stüdyodaki büyük kapılan açıp, daha geniş alanlar yaratabiliyoruz. Modern döner kapılanınız, kullandığımız yenilikçi malzeme sayesinde ses geçirmiyor. Aynı zamanda yarı saydam olduklan için gecegündüz odada biri olup olmadığını biliyor, harika gölge oyunları yaratabiliyoruz. Girişte yer alan modem döner kapı ve eski duvar arasında ise bir zıtlık var. Frida, bu mekanın kanıtı olan tüm eski katmanlarını; hayat eski duvan olduğu gibi bıraktı. Mekana girer girmez daha önce buraya başka insanlann geldiğini hissetmemizi sağlıyor. Aynca da çok şanslıyız. Böylece fikirlerimiz havada uçuşuyor. Üstümüzde bir baskı yok; beynimizi genişletebiliyor, derin nefesler alabiliyoruz. Odalara Artemide için yaptığım aydınlatmalan koyduk. Aynca bitkileri çok seviyorum, kendi ofisimde bitkilerim arasında çizimlerimi yapıyorum.

Türkiye’de daha önce tasarım alanında bir çalışmanız oldu mu?

Evet, şu an Türkiye’deki ilk çalışmamı gerçekleştiriyorum. VitrA ile Milano Tasarım Haftası’nda sergilenmek üzere banyo ve geleceğin ruhunu incelediğimiz bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışma için Milano ve istanbul’da yaşayan sekiz uluslararası tasarımcı seçtiler. Bir atölye çalışmasında banyo ve zaman ilişkisi hakkındaki vizyonlarımızı paylaştık. Adını ‘Zaman ve Bakım’ koyduğum bir enstalasyon yaptım. Bu fikirde, banyonun kapısını kapattığınız anda başka bir boyuta giriyorsunuz. Bu boyutta zaman kavramı genişliyor; orada saatlerce kalabilir, yoganızı yapabilir, vücudunuzun tümünü veya sadece belli yerlerini özenle yıkayabilirsiniz. Burada bir sürü balık var, sebzeler var. Sanki bir ormanda gibisiniz, sebzelerinizi suluyor, balıklannıza yem veriyor, çiçeklerinize bakıyorsunuz. Duş alırken sebzelerinizle ilgileniyorsunuz. Duşunuz artık sulann şiddetle başınıza aktığı beş dakika değil, zarif su damlalarının vücudunuzla buluştuğu 20 dakika olacak, çünkü belki duşun altında kitap okuyorsunuz. Benim için evin kendisi burası. Özündeki fikir bu. Bu enstalasyon için tasarladığım her şey şimdi karşımıza çıkabilir, hatta geçmişte de. Ama vizyon farklı, bugün bir müşteriye gidip evinizi banyo gibi tasarlayacağım demek zor. VitrA’yla çalışmak beni çok mutlu etti, çünkü atölye çalışmasından sonra bizden Fragile olarak bu serginin iletişim tasarımını yapmamızı istedi. Şimdi katalog tasarlıyoruz, bir video hazırlıyoruz, serginin grafiklerini yapıyoruz ve bu farklı ölçeklerde çalışma yolu beni çok mutlu ediyor. Ancak bu sayede bir projeyle çok tutarlı bir şekilde ilgilenebilirsin.

Sizin tecrübenize dayanarak öğrenmek istiyorum, eminin okuyucularımızın da ilgisini çekecektir. Tasarım Haftası’nda bu yıl neleri takip edelim?

Her şeyi takip edin, hem de her şeyi! Çünkü tasarım haftasının zenginliği budur. Hiç tahmin etmediğiniz bir şeyi, hiç tahmin etmediğiniz bir yerde bulursunuz. Milyonlarca şey görürsünüz ama sadece iki şey aklınızda yer eder ve 10 yıl sonra meyvesini verir. Bu açıdan baktığınızda, tasarım haftasında miktar çok önemlidir; ne kadar çok miktarda şey görürseniz, o kadar iyidir. Seçici davranmak yanlıştır, çünkü bir şeyleri kaçırırsınız ve sizi gerçekten etkileyecek şeyin nereden geleceğini tahmin bile edemezsiniz! Bazen harika tasarımlar kuytu bir köşede kalıyor. O yüzden bence herkes yemeyi, içmeyi, uyumayı bırakıp her şeyi görmeli.

Ev Aksesuar Modelleri 2017 _5.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _1.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _6.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _7.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _0.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _2.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _8.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _4.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _9.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _3.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _13.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _12.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _23.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _22.jpgEv Aksesuar Modelleri 2017 _21.jpg

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir